Toplumumuz kendine büyük bir paradoks yaratıp, on yıllar ve belki de yüzyıllar boyu bu paradoksun içinde debelenip durmuş. Uyanık olmayı ve kurnazlığı aynı şey sanıp, nesiller boyu öyle de öğretmiş hep. İkisi arasındaki farkı açıkça görüp tanımlayamamış; bunu ne okulda ne de ailede, çocuk eğitiminin içine doğru düzgün yerleştirememiş. Uyanık Olmak: Bireyin Korunma Kalkanı Uyanık olmak bir savunma mekanizmasıdır . Hayatı farkındalıkla yaşama çabasıdır. Çevrende olup biteni iyi gözlemlemek, insanların niyetlerini sezmek ve en önemlisi de saf durumuna düşüp kandırılmamaktır. Uyanık insan, başkasının hakkına göz dikmez. Onun derdi kendi alanını korumaktır. Kurulan oyunları, arkadan çevrilen işleri erken fark eder ve kendini o çukurun içine düşmekten korur. Yani uyanıklık, hayatın getirebileceği tuzaklara karşı elimizde tuttuğumuz güçlü bir kalkandır . Kurnazlık: Çıkarın Keskin Kılıcı Kurnazlık ise savunma değil, doğrudan bir saldırı halidir . İşin içinde ince...
Kafama estikçe yazdıklarım ... Her hakkı saklıdır, izinsiz alıntı yapılamaz, izinsiz kullanılamaz. Aytekin FAKILI aytekinfakili@gmail.com