Ana içeriğe atla

Kayıtlar

farkındalık etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Huzur "Hâl"i

Küçükken, yaşadığımız her türlü farkındalık ve mutluluğun herkes tarafından aynen bizimki gibi yaşandığını sanırız. Yıllar sonra fark ederiz ki çoğu insan ne bizim küçükken yaşadığımız farkındalığı yaşamış, ne bizim hissettiklerimizi hissetmiş ne de bizim kendi kendimize sorduğumuz, neyim ben, nereden geldim, etrafımdaki her şey nedir gibi büyük soruları sormuştur kendilerine. Herkesin farkındalık, bilinç ve mutluluk düzeyleri farklıdır. Sizinki en yüksek seviyedir belki de. Bunu farkedip gereksiz arayışlara girmeden farkındalık seviyemizi korumaya çalışmak en uygun olanıdır belki de. Doğuştan (fıtraten) olanı bozulmadan muhafaza edebilmek en büyük başarıdır belki de. Çevremizden öğrene öğrene kaybederiz belki de özümüzde sahip olduğumuz farkındalığımızı, doğuştan gelen, fıtraten, default olan huzur ve mutluluğumuzu. Aslında, mutlu ve huzurlu olduğumuzu farkettiğimizde, yapmamız gereken, bizdeki o hâli sağlayan şartları kaybetmemeye çalışmak olmalı; farklı arayışlar peşine düşülme...

Kitap papağanı ...

Okunan kitapların sindirilmesi çok önemli. Nasıl ki besinleri sindiremezsek kabız/ishal oluruz, okuduğumuz kitapları sindiremezsek "kitap papağanı" olabiliriz; konuşmalarımız kendimize yabancı olur, her kitabın güzel, süslü kelime ve cümlelerini kullanarak saatlerce konuşabiliriz; ancak bu konuşmalar sığ ve yapmacık olur, içimizden gelmez, bizi ifade etmez; ne karşımızdakinde bir ufuk açar ne de aslında bizi tatmin eder. Laf ola beri gele düzeyinde kalır. Sindiremediğimiz her kitap bizi kendimizden ve kişisel gelişim yolumuzdan uzaklaştırır. Kitabı sindirebilmek için, okurken arada bir durup düşünmek, üç kere, beş kere düşünmek, kitabı sindirip sindiremediğimizi anlamak, hatta hissetmek gerekir. Kitap doğru ise ve sindirebiliyorsak o kitap bizde mutlaka birtakım doğal duygular, coşkular yaratır.  Okuduklarımız hiç bir şekilde içimize sinmiyorsa, bir heyecan, duygu, coşku uyandırmıyorsa yanlış birşeyler var demektir. Ayrıca kitap alırken seçici olmamak bizi yolumuzda ile...

Hayatımızdaki parametre Sayısı ve Mutluluğumuz

En mutlu oldukları zamanı sorduğumda insanların büyük çoğunluğu "çocukluk yıllarımdı" diyor. Peki neden?  Hatırlıyorum da çocukken kafaları meşgul eden iki şey vardı: oyun ve yemek; sonraları buna okul ve ödev eklendi. Zaman öyle yavaş akardı ki akşamken en fazla sabahı, sabahken de en fazla akşamı düşünürdük. Yani hayatı derinlemesine yaşama imkanımız vardı.  Peki sonra ne oldu? Hayatımızdaki konu (parametre) sayısı her geçen yıl ile birlikte hızlı bir şekilde arttı. Şu anda her yetişkinin kafasını meşgul eden en az yüz parametre vardır.  Parametre sayısı arttıkça hayatı derinlemesine değil yüzeysel olarak yaşamaya başladık, zira parametre sayısı arttı ancak zaman aynı miktarda kaldı, bir gün hâlâ 24 saat. Olaya matematiksel açıdan bakınca: huzur (veya mutluluk) = zaman / parametre sayısı diyebiliriz 😉. Şimdi bırakın saatleri günleri, bazen tarih atarken hangi yılda olduğumuzu bile karıştırmıyor muyuz? Evet, yaş ilerledikçe hayatımıza yeni PARAmetreler ...