En mutlu oldukları zamanı sorduğumda insanların büyük çoğunluğu "çocukluk yıllarımdı" diyor.
Peki neden?
Hatırlıyorum da çocukken kafaları meşgul eden iki şey vardı: oyun ve yemek; sonraları buna okul ve ödev eklendi. Zaman öyle yavaş akardı ki akşamken en fazla sabahı, sabahken de en fazla akşamı düşünürdük. Yani hayatı derinlemesine yaşama imkanımız vardı.
Peki sonra ne oldu? Hayatımızdaki konu (parametre) sayısı her geçen yıl ile birlikte hızlı bir şekilde arttı. Şu anda her yetişkinin kafasını meşgul eden en az yüz parametre vardır.
Parametre sayısı arttıkça hayatı derinlemesine değil yüzeysel olarak yaşamaya başladık, zira parametre sayısı arttı ancak zaman aynı miktarda kaldı, bir gün hâlâ 24 saat. Olaya matematiksel açıdan bakınca: huzur (veya mutluluk) = zaman / parametre sayısı diyebiliriz 😉.
Şimdi bırakın saatleri günleri, bazen tarih atarken hangi yılda olduğumuzu bile karıştırmıyor muyuz?
Evet, yaş ilerledikçe hayatımıza yeni PARAmetreler girdi ve yüzeysellik daha da arttı.
Bu yüzden huzur arayanlara sadelik, yani hayatındaki parametre sayısını azaltması önerilir.
Bence de huzur ve mutluluğun anahtarı sadeliktedir.
Farklı açılardan bakılınca da aynı noktaya gelinebilir aslında; mesela aşık olmuş bir insanın kafasındaki parametre sayısı aniden bire iner, mutluluğu o yüzden tavan yapar. Veya anı yaşamayı öğrenen bir insanın kafasındaki parametre sayısı minimuma iner, zira geçmişin ve geleceğin kaygı verici bir çok parametresi içinde bulunduğu anda önemini yitirmiştir.
Örnekleri ve bakış açılarını çoğaltmak mümkün.
Farklı açılardan bakılınca da aynı noktaya gelinebilir aslında; mesela aşık olmuş bir insanın kafasındaki parametre sayısı aniden bire iner, mutluluğu o yüzden tavan yapar. Veya anı yaşamayı öğrenen bir insanın kafasındaki parametre sayısı minimuma iner, zira geçmişin ve geleceğin kaygı verici bir çok parametresi içinde bulunduğu anda önemini yitirmiştir.
Örnekleri ve bakış açılarını çoğaltmak mümkün.
Aytekin Fakılı

Yorumlar
Yorum Gönder