Ana içeriğe atla

Kayıtlar

aytekin fakılı etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

"İnsan düşünen bir hayvandır"dan, "insan hisseden bir yapay zekâdır"a

  İnsanı hayvanlardan ayıran en önemli özellik olarak "düşünmek" vurgulanır, "insan düşünen bir hayvandır" denir, insanın bu yönüyle hayvanlardan üstün olduğu söylenirdi. Peki şimdi yapay zekâ denilen şey de düşünüyor ve hatta insanların pek çoğundan kat kat iyi düşünüyor ve kat kat fazla şey biliyor; bu durumda bizim hayvanlardan üstün olduğumuz gibi yapay zekanın da insanlardan üstün olduğunu mu söyleyeceğiz?! Yapay zekâ sonrası insanla ilgili pek çok tanımın değişeceği, değişmesi gerektiği anlaşılıyor. Çoğu canlı fizyolojik olarak, çoğu yapay zekâ da düşünebilme ve bilgi sahibi olabilme açısından insanlardan üstün olduğuna göre; "İnsanı diğer varlıklardan ayıran en önemli özelliği duyguları" değil midir? Bence öyledir. Aslında duygu(his) insanların da kendi içinde sınıflandırılmaları için çok önemli bir kriter olmalıdır, zira hayvan gibi fizyolojiye ve yapay zekâ gibi düşünme yeteneğine sahip olduğu halde duyguları olmayan ya da duygu düzeyi çok düş...

Yaşlanma

Bir gün birden farkediyorsunuz ki bir takım melekeleriniz eskiden olduğu gibi çalışmıyor, algınız zayıflamış, refleksler, beden ve zihin yavaşlamış.  Buna yaşlılık deniyor olsa da bunun yaş ile çok da ilgisi yok aslında. Bu, insanın yaşama hevesinin azalması. İnsan hayatı boyunca zorunlu ihtiyaçlarını karşılamak için, bunları hallettiyse ilave olarak da bir takım heves ve hedeflerin peşinde bedenen ve zihnen koşar durur.  Bu koşuşturma azalmaya başladığında, beden de zihin de yavaşlar. Beden yavaşlayınca kanın vücuttaki dengeli dağılımı bozulur. Uç noktalardaki kılcal damarlara yeterince gitmemeye başlar. Bu da yaşlanmayı başlatır.  Bir başka deyişle yaşlanma vücudun eskisi kadar hareket etmemesi sonucu biyolojik ölümün yavaş yavaş başlamasıdır. Beden ve zihin çalışmaya devam ettiği sürece insan uzuvları sağlıklı olur.  Bütün mesele beden ve zihnimizi bu çalışmaya, hareket etmeye ikna etmektir.  Neden kadınların ortalama ömür süresinin erkeklerden fazla oldu...

Zaman

  Bir gün bir arkadaşımla öğle arası Ulus'ta dolaşırken iki emeklinin şu konuşmasına şahit olduk: - tüh yaa, su faturasını yatırdım ama gaz faturasını da yatırmam gerekiyordu, unuttum. - yahu boşver yarın tekrar gelir yatırırız. Her işi bugünden bitirmeyelim, yarına da yapacak bi işimiz olsun. Kimileri zamanı tatlı bir meyve gibi yavaş yavaş tadını çıkararak, hissederek harcamak ister; zaman onlar için çok değerli bir hazinedir. Kimileri için ise zaman alt edilmesi gereken bir düşmandır; zamanı öldürmek için çabalarlar. Başka bir deyişle, kimi insanlar zaman baskısından yılmış, bunalmış, yapacak işlerim var telaşında, huzursuzluğundadır; kimileri de tam tersi, yapacak işi olmadığında huzursuz olur, hatta panikler. Karşımızdakini sorgularken, eleştirirken, yargılarken bu gerçeği aklımızdan çıkarmayalım. Birini davet ettiğimizde, uygun değilim, işim var diyorsa, "ne işin var" gibi absürt bir soru sormayalım. Kimi hayatın her saniyesini koşuşturarak geçirmeyi sevebili...

"İnsanı düzelt ki dünya da düzelsin" mi?!

Bir ara bir slogan vardı: "insanı düzelt ki dünya da düzelsin". Dünyadaki 8 milyar insan düzelecek, dünya da düzelecek; bu mümkün mü? Bu bana çok ütopik geliyor. Her insanın vicdanına dokunacaksın, her insanı vicdanlı yapacaksın, kimse suç işlemeyecek.... Ölme eşeğim ölme.  Batı böyle mi düzeltmiş toplumu? Avrupa'da Amerika'da insanlar vicdanlı mı ki her şey saat gibi işliyor tıkır tıkır. İmrenerek bakıyoruz onların toplum düzenine. Avrupalılar Amerikalılar bütün insanlarını düzeltmiş mi? Hiç sanmıyorum.  Yapılması gereken şey aslında bambaşka, batının da bunu yaptığını görüyoruz; güzel bir sistem kurmak ve işleyişini garanti altına almak. Toplum düzeni ancak bu şekilde sağlanır. Kurala uymayan insana kurallar çerçevesinde gerekli cezayı verirseniz, kimseye kayırmacılık  ayrımcılık yapmazsanız toplum düzeni sağlanmış olur. Çok da zor değil. Madem zor değil neden yapılamıyor? Çünkü bu yapılırsa toplum içindeki imtiyazlı kesimler imtiyazlarını, ayrıcalıklarını, avantajl...

Magnezyum ve kalsiyum furyasının nedeni bu olabilir mi?

Sizin de dikkatinizi çekiyor mu, son zamanlarda magnezyum ve kalsiyum takviyeleri ile ilgili reklamlar çok artmış durumda. Eskiden ara sıra yaşlılara kemik erimesi için önlem amaçlı kalsiyum takviyesi önerildiğini duyardık ama magnezyum takviyesi reklamları son yıllarda kalsiyumu da geçmiş durumda. İlaç şirketleri her zaman olduğu gibi para kazanmaya çalışıyor, bu normal ama neden bu magnezyum işi birden bu kadar arttı? Benim bunun için bir tahminim var. Son yıllarda, özellikle lüks sitelerde yeni bir akım var; merkezi su yumuşatma sistemleri . Bu sistemleri satan firmalar müşterilerini öyle bir manipüle ediyor ki; " yumuşak su çamaşırınızı bulaşığınızı mükemmel yıkar, saçınız, cildiniz yumuşacık olur, belediyenin suyu zaten kalitesiz, sert su tesisat borularınızda hasar oluşturur ..." Maliyet konusuna çok fazla takılma adetleri olmayan, her şeyin en iyisi olsun isteyen lüks site yönetim ve sakinleri tereddütsüz bu sistemin kurulmasını istiyor. Oysa su yumuşatma ...

Zihin yazılımımızı değiştirebiliriz

Nasıl ki akan bir su aynı yerde aka aka iz yapar, yatak yapar kendine, insan da hep aynı şeyleri yapa yapa, aynı şekilde davrana davrana, aynı şekilde düşüne düşüne kendi zihin programlamasını, kodlamasını, yazılımını yapar. Kendine alışkanlıklar oluşturur. Yatağını yapmış olan suyu aynı tepeden döktüğümüzde hep aynı yolu takip eder; yolundan, yatağından çıkıp da bu defa başka bir yoldan gideyim demez, diyemez, bilinci yoktur. İnsanın alışkanlıkları ile davranması da suyun kendi oluşturduğu yatağında akması gibidir. Diğer yandan insanın bilinci, şuuru var. Eğer becerebilir de bu durumun farkına varırsa, kendine daha güzel yollar, alışkanlıklar, düşünce tarzları oluşturabilir. Eğer hayatımızdan, gidişatımızdan memnun değil isek ve değişmek istiyorsak, mevcut programımızı, yazılımımızı formatlayıp, farklı bir modda, ruh halinde yeni bir kodlama, programlama yapmamız mümkündür. Psikoloji biliminde buna NLP (Nöro Linguistik Programing : duyu dili programlama) deniyor. Yeni yazılımımızda al...

Sonsuzluğun sonunda ne var?

İki türlü fiziksel sonsuzluk var, kafamızı en çok meşgul eden. Zaman ve mekân (uzay). Başka sonsuzluklar da var tabii ama onlar için pek kafa yormuyoruz; mesela matematiksel sonsuzluklar.  Zaman veya uzay sonsuz mudur?  İspatı mümkün olamayacağı için buna isteyen evet, isteyen de hayır diyebilir.  Benim cevabım: hem evet, hem hayır. Yani zaman ve uzay hem sonludur, hem de sonsuzdur.  Nasıl yani? Şöyle: Bizlerin içinde bulunduğu boyutlar olarak, her ikisi de sonsuzdur.  Uzayda sınırsız bir hızla seyahat etme imkânımız olsa, şurası da uzayın sonuymuş diyebileceğimiz bir yer olduğunu düşünmüyorum. Bazıları uzayın big bang (büyük patlama) ile oluşan ve genişlemekte olan evrenimizle sınırlı olduğunu düşünebilir. O zaman ben de onlara şunu soruyorum: Big bang ile oluşan evrenimiz neyin içine doğru genişlemekte? Bir şey genişliyorsa, onun içinde genişlediği bir şey olmalı. Peki, madem uzay sonsuz; ne var bu sonsuz uzayın sonlarında?  Öncelikle, bu sonsuz uzayın bi...

En iyi doktor

 -"Gözlerin kızarmış ve şişmiş, iyi görünmüyorsun son zamanlarda" -"Biraz rahatsızım bu günlerde, uyku sorunum var, iyi uyuyamıyorum, çok az uyuyabiliyorum ...." diye başlar; -"Doktora git, test yapsınlar, ilaç versinler" -"Bilmem ki, işe yarar mı acaba.." Diye devam eder muhabbet. Uyku sorunu yaşayan kişi aslında kafaya bir şey takmıştır, ama karşıdakine açılmak istemediğinden olayı bir hastalık, rahatsızlık boyutunda ele almak işine gelir.  Bu tip muhabbeti bir çok kişi ile de yapınca, sorunun kaynağının kendi zihni olduğunu, çözümün de orda olduğunu unutur ve hasta olduğuna kendi de inanıp hastaneye gitmeye karar vererek kısır bir döngünün içine girmiş olur. Bir hastalık bize bulaşarak geçmemiş ise o hastalığın nedeni ve çözümü içimizdedir. Yapılması gerekli şey hastalığın ilk evrelerini, nasıl, neden ortaya çıkmaya başladığını iyice analiz etmektir. Bir dönem hareketsiz mi kaldık, kötü mü beslendik, kilo mu aldık, her zaman yediklerimizden fa...

Ne biriktirsek?

ANI biriktirir kimi insanlar. Bununla övünür; ne zaman bir ortamını bulsa arkadaşlarına, dostlarına anılarını anlatır da anlatır, anlatmakla bitiremez anılarını. O kadar ince detay nasıl akılda tutulur hayret verici bir durumdur aslında. ARKADAŞ biriktirir kimileri de, listeleri öyle kalabalıktır ki gıpta edersiniz. Onlara çocukluklarında arkadaşlığın güzelliği işlenmiştir muhtemelen. O kadar arkadaşa nasıl yetişirler, nasıl koparmadan tutarlar bağlarını; hayran kalırsınız. PARA biriktirir kimi, çok sıradan ama belki de en çok tercih edilendir bu. Bunların hiç birini yapmayan/yapamayanlar, DUYGU biriktirirler. Bu işi biraz bilinçli yapanlar sadece güzellerini saklamayı, kötülerini silmeyi becerebilirler. Yaşadıkları her farkındalık bir duygu olarak kaydedilir ruhsal hafızalarına. Bazan bir melodi ile, bazan özellikle bir koku ile, bazan da her nasılsa kendiliğinden ortaya çıkıverir kaydedilmiş duygular; ürpertir, mutlu eder insanı. Bazan öyle bir duygu gelir ki insan şaşırır, ben b...