Ana içeriğe atla

Kayıtlar

2026 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Dünyayı düzeltecek yasa!

Bir ülke anayasasına öyle bir madde koysun ki ülke 5 yıl içinde ahlaken düze çıksın. Ahlaken düzelme zaten zincirleme olarak ülkenin her şeyini düzeltecektir.  5 olmasa da en fazla 10-15 yıl içinde bu düzelme mümkün olabilir bence. Bu maddeyi tüm ülkeler aynı anda yürürlüğe koysa düzelme dünya çapında çok daha hızlı olur tabii. Ne olabilir bu madde? İşte şu: “Miras bırakmak diye bir şey yoktur. Ölen vatandaşların tüm varlıkları öncelikle sosyal hizmetlerde kullanılmak üzere devlet hazinesine kalır” Bununla birlikte tabii ölmeden önce mal varlığını çocukları, akrabaları, yakınları üzerine aktarıp mal varlığı kaçırmanın da önlemleri alınacaktır. Bunun üzerine düşünün lütfen! Bu madde eşitliği, adaleti sağlamaz mı? Rüşveti, devleti soymayı, hırsı, hırsızlığı bitirmez mi? Bence dünyada çok hızlı bir düzelme olur. Sorun şu ki bu yasayı ancak devletlerin başındakiler çıkarabilir ama bu yasayı çıkarmamak için de en büyük mücadeleyi onlar verir herhalde.  Çok mu ütopik sizce.  Ta...

Kurnazlık Kılıç, Uyanıklık Kalkandır

  Toplumumuz kendine büyük bir paradoks yaratıp, on yıllar ve belki de yüzyıllar boyu bu paradoksun içinde debelenip durmuş. Uyanık olmayı ve kurnazlığı aynı şey sanıp, nesiller boyu öyle de öğretmiş hep. İkisi arasındaki farkı açıkça görüp tanımlayamamış; bunu ne okulda ne de ailede, çocuk eğitiminin içine doğru düzgün yerleştirememiş.   Uyanık Olmak: Bireyin Korunma Kalkanı Uyanık olmak bir  savunma mekanizmasıdır . Hayatı farkındalıkla yaşama çabasıdır. Çevrende olup biteni iyi gözlemlemek, insanların niyetlerini sezmek ve en önemlisi de saf durumuna düşüp kandırılmamaktır. Uyanık insan, başkasının hakkına göz dikmez. Onun derdi kendi alanını korumaktır. Kurulan oyunları, arkadan çevrilen işleri erken fark eder ve kendini o çukurun içine düşmekten korur. Yani uyanıklık, hayatın getirebileceği tuzaklara karşı elimizde tuttuğumuz güçlü bir  kalkandır . Kurnazlık: Çıkarın Keskin Kılıcı Kurnazlık ise savunma değil, doğrudan bir  saldırı halidir . İşin içinde ince...

Değerli miyiz?

  “Benim yerime başka herhangi bir insan konulduğunda dünya açısından sonuç değişmeyecekse, beni diğer insanlardan farklı ve özel kılan değer nereden geliyor?” İnsanların çoğu sadece yaşar gider, hayatı, varoluşu sorgulamaz ya da bu noktaya takılıp kalmaz. Sorgulayan bazı insanların belli bir aşamadaki sorusu şudur: "Benim değerim nedir? Niçin yaratılmış olabilirim? Ben olmasam dünyada ne değişirdi? Var olmam ya da olmamamın farkı nedir?...". Çok sayıda soru gibi görünse de aslında hepsi aynı kapıya çıkıyor; insan kendi varlığının değerini sorguluyor. Bu açıdan bakınca dünya üzerindeki çok az sayıdaki insan haricindekilerin, yani çoğunluğun, dünyanın geneli için bir etkisi, değeri yok.  Bu nedenle çoğumuz şu sonuca varırız: "Yani ben olmasam dünyada bir şey değişmezdi. Varlığım ile yokluğum arasında bir fark yok". İnsan mantığı ile düşününce bu sonuca varılması son derece normal değil mi? Mantık bunu söylerken biz nasıl oluyor da kendimize sonsuz değer biçebiliyoruz...

Dünya bir yana bizim Meteoroloji bir yana!

Çoğu insan dikkat etmez, hatta meteoroloji haberleri verenler bile takılmaz bu konuya ama hava sıcaklıklarının veriliş sırası çok önemlidir. Bazı siteler, hatta dünyadaki neredeyse tüm siteler önce gündüz sonra gece sıcaklığını verir; ama bizim Meteoroloji bunun tam tersini yapar! Ama neden? 2009 yılında işim gereği yine Meteorolojinin sayfalarını incelerken bir şey dikkatimi çekti; web sitesinin bir sayfasında önce gündüz sonra gece sıcaklığını verirken bir başka sayfasında tam tersini veriyordu, önce gece sonra gündüz sıcaklıkları. Bu durumun yanlışlığını Meteorolojinin bilgi edinme sayfasından iletişime geçerek yetkililerin dikkatine sundum. Gelen cevap ile şok oldum: "sıralamanın önemi yok, zaten anlaşılıyor ne anlatılmak istendiği". Bu cevap beni çok rahatsız etti ve bu defa daha hızlı cevap alabilmek için bilgi edinme sistemi üzerinden bana dönüş yapan Genel Müdür Yardımcısına doğrudan mail attım ve dedim ki: "Eğer meteoroloji bir bilim ise ki öyle, sayıların sıral...