Okunan kitapların sindirilmesi çok önemli. Nasıl ki besinleri sindiremezsek kabız/ishal oluruz, okuduğumuz kitapları sindiremezsek "kitap papağanı" olabiliriz; konuşmalarımız kendimize yabancı olur, her kitabın güzel, süslü kelime ve cümlelerini kullanarak saatlerce konuşabiliriz; ancak bu konuşmalar sığ ve yapmacık olur, içimizden gelmez, bizi ifade etmez; ne karşımızdakinde bir ufuk açar ne de aslında bizi tatmin eder. Laf ola beri gele düzeyinde kalır.
Sindiremediğimiz her kitap bizi kendimizden ve kişisel gelişim yolumuzdan uzaklaştırır. Kitabı sindirebilmek için, okurken arada bir durup düşünmek, üç kere, beş kere düşünmek, kitabı sindirip sindiremediğimizi anlamak, hatta hissetmek gerekir. Kitap doğru ise ve sindirebiliyorsak o kitap bizde mutlaka birtakım doğal duygular, coşkular yaratır.
Okuduklarımız hiç bir şekilde içimize sinmiyorsa, bir heyecan, duygu, coşku uyandırmıyorsa yanlış birşeyler var demektir.
Ayrıca kitap alırken seçici olmamak bizi yolumuzda ileri götürmek yerine, sağa sola saptırarak yolu uzatmamıza, yoldan çıkmamıza ve hatta kendimizi bulmak istediğimiz bu yolda iyice kaybolmamıza neden olabilir.
Uzun zamandır kitaplıktan bana bakan bu kitabı okumak için elime aldım, önsözü okudum, geçtim, birinci bölümün ilk iki kelimesini okuyunca kitabı geri bıraktım. Kitabın yazarı bir psikiyatr ve ilk sözleri "yaşam zordur". Belki başka bir gün, çok kitapsız/çaresiz kalırsam okurum gerisini.


Yorumlar
Yorum Gönder