Ana içeriğe atla

Hatasız insan mı var?

Topluma, kültüre, tarihe mal olmuş şahsiyetler vardır. Büyük, önemli, güzel işler yapmış, eserler bırakmışlardır.
Bunların hayatını ve eserlerini okur, ilham alır, takdir ederiz; gelecek nesillere aktarmak için heyecan duyarız; taa ki aklımızın mantığımızın alamayacağı bir kusurunu görene kadar.
O an soğuruz. Hevesimiz, heyecanımız kaybolur, kızarız ve tüm eserlerini sorgulamaya başlarız, hepsini birden kafamızdan silmek çöpe atmak geçer içimizden.
Bu mantıkla, örneğin Necip Fazıl'ı, Erzurumlu İbrahim Hakkı'yı, hatta Mevlana'yı defterinden silenleri gördüm. Mevlana da silinir mi demeyin, mesneviyi bi okuyun görürsünüz; "bunları Mevlana yazmış olamaz, mümkün değil" diyeceğiniz şeylerle karşılaşacağınızı garanti ederim.
Velhasıl, bu kafayla gidersek sağlam biri kalmayabilir elimizde.
Öyleyse, her zatı muhteremi kusuru, hatası ile kabul edip, kesin ve son değerlendirmemizi niyetine göre yapmamız işi çözecektir. Adamın niyeti, gayreti, eserleri iyidir ama arada bir de belki yaşadığı devrin, ortamın sosyal, siyasal yapısına, belki de kendi psikolojik gelgitlerine bağlı hataları, kusurları olmuş olabilir. Hatasız insan olmuş mu tarihte?
Sonuç olarak, her kimi okumakta, takip etmekte, örnek almakta isek, ne hatalarından, kusurlarından dolayı hepten defterimizden silelim, ne de onu mükemmel insan kabul edip her dediğini kayıtsız şartsız kabul edelim; mutlaka kendi aklımızı onunla veya eserleriyle aramıza bir filtre olarak yerleştirelim. Ayrıca, niyetinin ne olduğunu  açık seçik bilmediğimiz kişilerin söylediklerini dinlerken, yazdıklarını okurken her zaman şüpheci olalım.
Aytekin FAKILI 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Magnezyum ve kalsiyum furyasının nedeni bu olabilir mi?

Sizin de dikkatinizi çekiyor mu, son zamanlarda magnezyum ve kalsiyum takviyeleri ile ilgili reklamlar çok artmış durumda. Eskiden ara sıra yaşlılara kemik erimesi için önlem amaçlı kalsiyum takviyesi önerildiğini duyardık ama magnezyum takviyesi reklamları son yıllarda kalsiyumu da geçmiş durumda. İlaç şirketleri her zaman olduğu gibi para kazanmaya çalışıyor, bu normal ama neden bu magnezyum işi birden bu kadar arttı? Benim bunun için bir tahminim var. Son yıllarda, özellikle lüks sitelerde yeni bir akım var; merkezi su yumuşatma sistemleri . Bu sistemleri satan firmalar müşterilerini öyle bir manipüle ediyor ki; " yumuşak su çamaşırınızı bulaşığınızı mükemmel yıkar, saçınız, cildiniz yumuşacık olur, belediyenin suyu zaten kalitesiz, sert su tesisat borularınızda hasar oluşturur ..." Maliyet konusuna çok fazla takılma adetleri olmayan, her şeyin en iyisi olsun isteyen lüks site yönetim ve sakinleri tereddütsüz bu sistemin kurulmasını istiyor. Oysa su yumuşatma ...

Hayatımızdaki PARAmetre Sayısı ve Mutluluğumuz

En mutlu oldukları zamanı sorduğumda insanların büyük çoğunluğu "çocukluk yıllarımdı" diyor. Peki neden?  Hatırlıyorum da çocukken kafaları meşgul eden iki şey vardı: oyun ve yemek; sonraları buna okul ve ödev eklendi. Zaman öyle yavaş akardı ki akşamken en fazla sabahı, sabahken de en fazla akşamı düşünürdük. Yani hayatı derinlemesine yaşama imkanımız vardı.  Peki sonra ne oldu? Hayatımızdaki konu (parametre) sayısı her geçen yıl ile birlikte hızlı bir şekilde arttı. Şu anda her yetişkinin kafasını meşgul eden en az yüz parametre vardır.  Parametre sayısı arttıkça hayatı derinlemesine değil yüzeysel olarak yaşamaya başladık, zira parametre sayısı arttı ancak zaman aynı miktarda kaldı, bir gün hâlâ 24 saat. Olaya matematiksel açıdan bakınca: huzur (veya mutluluk) = zaman / parametre sayısı diyebiliriz 😉. Şimdi bırakın saatleri günleri, bazen tarih atarken hangi yılda olduğumuzu bile karıştırmıyor muyuz? Evet, yaş ilerledikçe hayatımıza yeni PARAmetreler ...

Isıtma sistemi ne zaman çalıştırılmalı ...

Isıtma Sistemini Ne Zaman Çalıştırmalı? Isıtma konusunda toplumumuzda kafa karışıklığına neden olan bir konu da ısıtma sisteminin ne zaman devreye alınıp ne zaman kapatılacağıdır. Bu konu özellikle merkezi ısıtma sistemine sahip bina ve sitelerde yöneticileri çok yormaktadır. Kaloriferlerin ne zaman ve hangi şartlarda yakılacağı konusunda Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Valilik ve Belediyenin zaman zaman açıklamaları olur. Bu açıklamalarda geceleri hava sıcaklığının 15 derecen in altına inmesi durumunda kaloriferlerin yakılması gerektiği belirtilir. Oysa Meteoroloji Genel Müdürlüğü internet sitesinde yapılan yorum ve analizlerde, günlük ortalama sıcaklığın 15 derecenin üzerinde olması durumunda ısıtmanın gereksiz olduğu belirtilmektedir. İlk bakışta farkedilmese de bu iki yaklaşım arasında büyük fark vardır. Birisi anlık sıcaklıktan, diğeri ortalama sıcaklıktan bahsetmektedir. Bu konuda Meteoroloji Genel Müdürlüğünün yaklaşımı daha doğrudur. Yani ısıtma sisteminin devreye alınması...