Topluma, kültüre, tarihe mal olmuş şahsiyetler vardır. Büyük, önemli, güzel işler yapmış, eserler bırakmışlardır.
Bunların hayatını ve eserlerini okur, ilham alır, takdir ederiz; gelecek nesillere aktarmak için heyecan duyarız; taa ki aklımızın mantığımızın alamayacağı bir kusurunu görene kadar.
O an soğuruz. Hevesimiz, heyecanımız kaybolur, kızarız ve tüm eserlerini sorgulamaya başlarız, hepsini birden kafamızdan silmek çöpe atmak geçer içimizden.
Bu mantıkla, örneğin Necip Fazıl'ı, Erzurumlu İbrahim Hakkı'yı, hatta Mevlana'yı defterinden silenleri gördüm. Mevlana da silinir mi demeyin, mesneviyi bi okuyun görürsünüz; "bunları Mevlana yazmış olamaz, mümkün değil" diyeceğiniz şeylerle karşılaşacağınızı garanti ederim.
Velhasıl, bu kafayla gidersek sağlam biri kalmayabilir elimizde.
Öyleyse, her zatı muhteremi kusuru, hatası ile kabul edip, kesin ve son değerlendirmemizi niyetine göre yapmamız işi çözecektir. Adamın niyeti, gayreti, eserleri iyidir ama arada bir de belki yaşadığı devrin, ortamın sosyal, siyasal yapısına, belki de kendi psikolojik gelgitlerine bağlı hataları, kusurları olmuş olabilir. Hatasız insan olmuş mu tarihte?
Sonuç olarak, her kimi okumakta, takip etmekte, örnek almakta isek, ne hatalarından, kusurlarından dolayı hepten defterimizden silelim, ne de onu mükemmel insan kabul edip her dediğini kayıtsız şartsız kabul edelim; mutlaka kendi aklımızı onunla veya eserleriyle aramıza bir filtre olarak yerleştirelim. Ayrıca, niyetinin ne olduğunu açık seçik bilmediğimiz kişilerin söylediklerini dinlerken, yazdıklarını okurken her zaman şüpheci olalım.
O an soğuruz. Hevesimiz, heyecanımız kaybolur, kızarız ve tüm eserlerini sorgulamaya başlarız, hepsini birden kafamızdan silmek çöpe atmak geçer içimizden.
Bu mantıkla, örneğin Necip Fazıl'ı, Erzurumlu İbrahim Hakkı'yı, hatta Mevlana'yı defterinden silenleri gördüm. Mevlana da silinir mi demeyin, mesneviyi bi okuyun görürsünüz; "bunları Mevlana yazmış olamaz, mümkün değil" diyeceğiniz şeylerle karşılaşacağınızı garanti ederim.
Velhasıl, bu kafayla gidersek sağlam biri kalmayabilir elimizde.
Öyleyse, her zatı muhteremi kusuru, hatası ile kabul edip, kesin ve son değerlendirmemizi niyetine göre yapmamız işi çözecektir. Adamın niyeti, gayreti, eserleri iyidir ama arada bir de belki yaşadığı devrin, ortamın sosyal, siyasal yapısına, belki de kendi psikolojik gelgitlerine bağlı hataları, kusurları olmuş olabilir. Hatasız insan olmuş mu tarihte?
Sonuç olarak, her kimi okumakta, takip etmekte, örnek almakta isek, ne hatalarından, kusurlarından dolayı hepten defterimizden silelim, ne de onu mükemmel insan kabul edip her dediğini kayıtsız şartsız kabul edelim; mutlaka kendi aklımızı onunla veya eserleriyle aramıza bir filtre olarak yerleştirelim. Ayrıca, niyetinin ne olduğunu açık seçik bilmediğimiz kişilerin söylediklerini dinlerken, yazdıklarını okurken her zaman şüpheci olalım.
Aytekin FAKILI
Yorumlar
Yorum Gönder