Ana içeriğe atla

Ünsüz bir düşünürün mutluluk formülü

Bazı bitkiler, içinde bulunduğu şartlar ideal olduğu sürece daha çok büyür ancak daha az çiçek açar, daha az meyve verir.

Mesela suyunu biraz azaltarak veya bazı dallarını budayarak şartlarını biraz zorlaştırınca belki de öleceğini düşünüp(!)/ kodu, algoritması gereği neslini devam ettirmek için daha çok çiçek açıp daha çok meyve vermeye başlar.
İnsan da aynen böyledir aslında.
Ünsüz bir düşünür bir yazısında ne diyordu:
"kainatın meyvesi insan, insanın çiçeği/meyvesi de duygularıdır"
İdeal şartlar içinde yaşadığında insan fiziken gayet güzel büyür, gelişir, semirir ancak maalesef çiçek açamaz, meyve veremez; yani duyguları azdır, yoktur, yüzeyseldir, sığdır.
İnsanın çiçek açabilmesi, meyve verebilmesi için, hayatında belli ölçülerde endişe, korku, stres,... ve en önemlisi de belirsizlikler olması gerekir. Hep yaratmaya çalıştığı o konfor alanından çıkması bunun için en güzel yoldur.
Mutluluk (çiçeği) en çok belirsizlikler/ihtimaller içinde açıyor.
Endişe, korku, kaygı, stres vb hayatın baharatlarıdır. Baharatta ölçü önemli tabii ki :).
En güzel malzemelerden güzel bir çorba yaparız ve sonra onun içine tuz, limon, sirke, pul biber, karabiber .... atarız ve çorbanın çok daha lezzetli hale geldiğini görürüz.
Tıpkı bunun gibi günlük hayatımızdaki bazı olumsuzluklar da hayatın tuzu, biberi, baharatlarıdır.
Yazımızı yine o ünsüz düşünürün meşhur olmayan bir sözü ile bitirelim:
"Mutlu olmadıktan sonra ne anlamı var ki?"

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Magnezyum ve kalsiyum furyasının nedeni bu olabilir mi?

Sizin de dikkatinizi çekiyor mu, son zamanlarda magnezyum ve kalsiyum takviyeleri ile ilgili reklamlar çok artmış durumda. Eskiden ara sıra yaşlılara kemik erimesi için önlem amaçlı kalsiyum takviyesi önerildiğini duyardık ama magnezyum takviyesi reklamları son yıllarda kalsiyumu da geçmiş durumda. İlaç şirketleri her zaman olduğu gibi para kazanmaya çalışıyor, bu normal ama neden bu magnezyum işi birden bu kadar arttı? Benim bunun için bir tahminim var. Son yıllarda, özellikle lüks sitelerde yeni bir akım var; merkezi su yumuşatma sistemleri . Bu sistemleri satan firmalar müşterilerini öyle bir manipüle ediyor ki; " yumuşak su çamaşırınızı bulaşığınızı mükemmel yıkar, saçınız, cildiniz yumuşacık olur, belediyenin suyu zaten kalitesiz, sert su tesisat borularınızda hasar oluşturur ..." Maliyet konusuna çok fazla takılma adetleri olmayan, her şeyin en iyisi olsun isteyen lüks site yönetim ve sakinleri tereddütsüz bu sistemin kurulmasını istiyor. Oysa su yumuşatma ...

Hayatımızdaki PARAmetre Sayısı ve Mutluluğumuz

En mutlu oldukları zamanı sorduğumda insanların büyük çoğunluğu "çocukluk yıllarımdı" diyor. Peki neden?  Hatırlıyorum da çocukken kafaları meşgul eden iki şey vardı: oyun ve yemek; sonraları buna okul ve ödev eklendi. Zaman öyle yavaş akardı ki akşamken en fazla sabahı, sabahken de en fazla akşamı düşünürdük. Yani hayatı derinlemesine yaşama imkanımız vardı.  Peki sonra ne oldu? Hayatımızdaki konu (parametre) sayısı her geçen yıl ile birlikte hızlı bir şekilde arttı. Şu anda her yetişkinin kafasını meşgul eden en az yüz parametre vardır.  Parametre sayısı arttıkça hayatı derinlemesine değil yüzeysel olarak yaşamaya başladık, zira parametre sayısı arttı ancak zaman aynı miktarda kaldı, bir gün hâlâ 24 saat. Olaya matematiksel açıdan bakınca: huzur (veya mutluluk) = zaman / parametre sayısı diyebiliriz 😉. Şimdi bırakın saatleri günleri, bazen tarih atarken hangi yılda olduğumuzu bile karıştırmıyor muyuz? Evet, yaş ilerledikçe hayatımıza yeni PARAmetreler ...

Isıtma sistemi ne zaman çalıştırılmalı ...

Isıtma Sistemini Ne Zaman Çalıştırmalı? Isıtma konusunda toplumumuzda kafa karışıklığına neden olan bir konu da ısıtma sisteminin ne zaman devreye alınıp ne zaman kapatılacağıdır. Bu konu özellikle merkezi ısıtma sistemine sahip bina ve sitelerde yöneticileri çok yormaktadır. Kaloriferlerin ne zaman ve hangi şartlarda yakılacağı konusunda Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Valilik ve Belediyenin zaman zaman açıklamaları olur. Bu açıklamalarda geceleri hava sıcaklığının 15 derecen in altına inmesi durumunda kaloriferlerin yakılması gerektiği belirtilir. Oysa Meteoroloji Genel Müdürlüğü internet sitesinde yapılan yorum ve analizlerde, günlük ortalama sıcaklığın 15 derecenin üzerinde olması durumunda ısıtmanın gereksiz olduğu belirtilmektedir. İlk bakışta farkedilmese de bu iki yaklaşım arasında büyük fark vardır. Birisi anlık sıcaklıktan, diğeri ortalama sıcaklıktan bahsetmektedir. Bu konuda Meteoroloji Genel Müdürlüğünün yaklaşımı daha doğrudur. Yani ısıtma sisteminin devreye alınması...