Bazı bitkiler, içinde bulunduğu şartlar ideal olduğu sürece daha çok büyür ancak daha az çiçek açar, daha az meyve verir.
Mesela suyunu biraz azaltarak veya bazı dallarını budayarak şartlarını biraz zorlaştırınca belki de öleceğini düşünüp(!)/ kodu, algoritması gereği neslini devam ettirmek için daha çok çiçek açıp daha çok meyve vermeye başlar.İnsan da aynen böyledir aslında.
Ünsüz bir düşünür bir yazısında ne diyordu:
"kainatın meyvesi insan, insanın çiçeği/meyvesi de duygularıdır"
İdeal şartlar içinde yaşadığında insan fiziken gayet güzel büyür, gelişir, semirir ancak maalesef çiçek açamaz, meyve veremez; yani duyguları azdır, yoktur, yüzeyseldir, sığdır.
İnsanın çiçek açabilmesi, meyve verebilmesi için, hayatında belli ölçülerde endişe, korku, stres,... ve en önemlisi de belirsizlikler olması gerekir. Hep yaratmaya çalıştığı o konfor alanından çıkması bunun için en güzel yoldur.
Mutluluk (çiçeği) en çok belirsizlikler/ihtimaller içinde açıyor.
Endişe, korku, kaygı, stres vb hayatın baharatlarıdır. Baharatta ölçü önemli tabii ki :).
En güzel malzemelerden güzel bir çorba yaparız ve sonra onun içine tuz, limon, sirke, pul biber, karabiber .... atarız ve çorbanın çok daha lezzetli hale geldiğini görürüz.
Tıpkı bunun gibi günlük hayatımızdaki bazı olumsuzluklar da hayatın tuzu, biberi, baharatlarıdır.
Yazımızı yine o ünsüz düşünürün meşhur olmayan bir sözü ile bitirelim:
"Mutlu olmadıktan sonra ne anlamı var ki?"
Yorumlar
Yorum Gönder