Ana içeriğe atla

Hesap ödeme vakti

"The time has come for me to pay for yesterday" diyor Shirley Bassey; 

Yani, "benim için geçmişin hesabını ödeme vakti geldi" diyor en güzel şarkılarından birinde.

Yedik içtik, israf ettik; şimdi de hesabı ödüyoruz.
Evet, yaşlılık bir nevi hesap ödeme, geçmiş ile hesaplaşma dönemi.
Zamanımız azalmış, enerjimiz tükenmiştir. Ama zihnimiz rahat durmaz, biz ne kadar modumuzu yüksek tutmak için geçmişin mutlu anlarını yad etmeye zorlasak da, o sürekli geçmişte yaptığımız hataları, yaptığımız ya da belki de daha çok cesaret edip yapamadığımız şeyler için pişmanlıkları deşer durur; sanki ödenmemiş bir borç gibi önümüze getirir hep. Bu acı verir zira geçmişi telafi etmenin yolu yoktur.
En büyüğünden en küçüğüne kadar, vaktiyle tamamen göz ardı edilip unutulduğu sanılan her detayı zihin karşımıza çıkarıverir; çocukken taşladığımız kedilerden, sapanla vurduğumuz kuşlara kadar. 
Bu acı için ilaç var mıdır, nedir? Semptomik bir tedavi niteliğinde de olsa bunun bir ilacı var.
Farzet bir lokantaya girdik, yedik içtik ve hatta israf ettik; şimdi de çıkıyoruz ve hesabı ödemek zorundayız. Evet ömrümüzün sonuna doğru yaşadığımız bu geçmişe dönük acıların ilacı bu olsa gerek. Hesabı ödüyoruz, ödemek zorundayız diyip avutacağız kendimizi, kabulleneceğiz bu acıları; başka çare yok. Üstelik zamanında üç ödememiz gereken hesabı şimdi faiziyle, gecikme cezasıyla birlikte beş olarak ödeyeceğiz belki de.

Bu güzel şarkıyı çevirileriyle birlikte şu linklerde dinleyebilirsiniz. Üzerine basınca açılmazsa linkleri adres çubuğuna kopyalayın.

https://youtu.be/bh4D9nLkT8M?si=9xu9ptVZT_LeP6ES

https://www.dailymotion.com/video/x43hs9x

Not: Dünya sağlık örgütünün yeni kategorizasyonuna göre henüz yaşlı sınıfına girmemiş olsak da arada sırada böyle gelgitlerimiz olabiliyor; hayat bizi yaşlılığa hazırlıyor galiba :) .

Aytekin FAKILI 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Magnezyum ve kalsiyum furyasının nedeni bu olabilir mi?

Sizin de dikkatinizi çekiyor mu, son zamanlarda magnezyum ve kalsiyum takviyeleri ile ilgili reklamlar çok artmış durumda. Eskiden ara sıra yaşlılara kemik erimesi için önlem amaçlı kalsiyum takviyesi önerildiğini duyardık ama magnezyum takviyesi reklamları son yıllarda kalsiyumu da geçmiş durumda. İlaç şirketleri her zaman olduğu gibi para kazanmaya çalışıyor, bu normal ama neden bu magnezyum işi birden bu kadar arttı? Benim bunun için bir tahminim var. Son yıllarda, özellikle lüks sitelerde yeni bir akım var; merkezi su yumuşatma sistemleri . Bu sistemleri satan firmalar müşterilerini öyle bir manipüle ediyor ki; " yumuşak su çamaşırınızı bulaşığınızı mükemmel yıkar, saçınız, cildiniz yumuşacık olur, belediyenin suyu zaten kalitesiz, sert su tesisat borularınızda hasar oluşturur ..." Maliyet konusuna çok fazla takılma adetleri olmayan, her şeyin en iyisi olsun isteyen lüks site yönetim ve sakinleri tereddütsüz bu sistemin kurulmasını istiyor. Oysa su yumuşatma ...

Hayatımızdaki PARAmetre Sayısı ve Mutluluğumuz

En mutlu oldukları zamanı sorduğumda insanların büyük çoğunluğu "çocukluk yıllarımdı" diyor. Peki neden?  Hatırlıyorum da çocukken kafaları meşgul eden iki şey vardı: oyun ve yemek; sonraları buna okul ve ödev eklendi. Zaman öyle yavaş akardı ki akşamken en fazla sabahı, sabahken de en fazla akşamı düşünürdük. Yani hayatı derinlemesine yaşama imkanımız vardı.  Peki sonra ne oldu? Hayatımızdaki konu (parametre) sayısı her geçen yıl ile birlikte hızlı bir şekilde arttı. Şu anda her yetişkinin kafasını meşgul eden en az yüz parametre vardır.  Parametre sayısı arttıkça hayatı derinlemesine değil yüzeysel olarak yaşamaya başladık, zira parametre sayısı arttı ancak zaman aynı miktarda kaldı, bir gün hâlâ 24 saat. Olaya matematiksel açıdan bakınca: huzur (veya mutluluk) = zaman / parametre sayısı diyebiliriz 😉. Şimdi bırakın saatleri günleri, bazen tarih atarken hangi yılda olduğumuzu bile karıştırmıyor muyuz? Evet, yaş ilerledikçe hayatımıza yeni PARAmetreler ...

Isıtma sistemi ne zaman çalıştırılmalı ...

Isıtma Sistemini Ne Zaman Çalıştırmalı? Isıtma konusunda toplumumuzda kafa karışıklığına neden olan bir konu da ısıtma sisteminin ne zaman devreye alınıp ne zaman kapatılacağıdır. Bu konu özellikle merkezi ısıtma sistemine sahip bina ve sitelerde yöneticileri çok yormaktadır. Kaloriferlerin ne zaman ve hangi şartlarda yakılacağı konusunda Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Valilik ve Belediyenin zaman zaman açıklamaları olur. Bu açıklamalarda geceleri hava sıcaklığının 15 derecen in altına inmesi durumunda kaloriferlerin yakılması gerektiği belirtilir. Oysa Meteoroloji Genel Müdürlüğü internet sitesinde yapılan yorum ve analizlerde, günlük ortalama sıcaklığın 15 derecenin üzerinde olması durumunda ısıtmanın gereksiz olduğu belirtilmektedir. İlk bakışta farkedilmese de bu iki yaklaşım arasında büyük fark vardır. Birisi anlık sıcaklıktan, diğeri ortalama sıcaklıktan bahsetmektedir. Bu konuda Meteoroloji Genel Müdürlüğünün yaklaşımı daha doğrudur. Yani ısıtma sisteminin devreye alınması...