Ana içeriğe atla

Doğalgazlı evlerin can damarı

Kış aylarında bir çok evin mutfak penceresinde bir manzara gözümüze çarpar; soğuk gelmesin diye pencere menfezi naylon, kağıt vb ile kapatılmıştır.

Maalesef bu menfezin önemi konusunda vatandaşlar yeterince bilgilendirilmiyor. Doğalgaz şirketleri veya belediyeler menfezin oraya konulması konusunda oldukça ısrarcı ve kararlıdırlar ama menfezin önemini anlatan bir yetkiliye rastlamadım. Doğalgaz işleri yapılırken bir iki defa gelir kontrol ederler, işi yapan firmaya talimatlar verirler ancak evdeki vatandaşa pek bir bilgi vermezler; ya da ben rastlayamadım (farklı evlerime 3 kez doğalgaz işi yaptırdım, bu konuda hiç bilgilendirilmedim).

Çoğu insanımız bu menfezin oraya sadece gaz kaçağı durumunda havalandırma amaçlı konulduğunu düşünür. Mutfağında veya banyosunda gaz kaçağı dedektörü de varsa bu menfezin çok gerekli olmadığını düşünüp kapatır. 

Bu menfezin çok önemli bir görevi daha vardır ki çoğu insanımız bunu bilmez. 

Bacalı kombimiz, şofbenimiz ve ocağımız yanarken kullandığı oksijeni ortamdan alır. Ortamdan alınan oksijen bizlerin teneffüs için ihtiyaç duyduğumuz oksijendir. Eğer havalandırma menfezi kapalı ise ortamdaki oksijen miktarı azalır ve bu ölümcül sonuçlar doğurur. 

Haberlerde bazan duyduğumuz "doğalgaz zehirlenmesi" ifadesi bunun sonucudur. Doğalgaz zehirli bir gaz değil, peki bu zehirlenme nasıl oluyor? Aslında bu zehirlenme değil, bu bir nevi havasızlıktan boğulma. 

Bunun 3 nedeni var: 

1. Doğalgaz kaçağı olduğunda, doğalgaz ortamdaki havanın (oksijenin) yerini kaplar ve insanlar hava yerine gaz solurlar ve oksijensizlikten boğulurlar,

2. Kombi, şofben veya ocağımız ortamdaki oksijeni yakarak tüketir ve havalandırma nenfezi kapalı olduğu için de ortama yeterli hava (oksijen) giremediğinden insanlar yine havasızlıktan boğulur.

3. Kombi ve şofben atık gazları bacalarından atılır ancak ocakta yanan gazın atıkları (karbondioksit) eğer aspiratör çalışmıyorsa mutfakta kalır. Karbondioksit de zehirli bir gaz değildir ama boğucu bir gazdır.

Boğularak ölme aşamasına gelmese bile çoğu evde bu yetersiz hava nedeniyle insanlar sürekli uyku hali ve baş ağrısı çekmekteler. 

Sonuç olarak, mutfak veya banyolarımıza yasalar gereği konulması zorunlu olan havalandırma menfezlerini asla kapatmamalıyız; yemeğimiz kokusuz bile olsa aspiratörümüzü en azından minimum seviyede çalıştırmalıyız.

Sağlıkla...

Aytekin FAKILI

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Magnezyum ve kalsiyum furyasının nedeni bu olabilir mi?

Sizin de dikkatinizi çekiyor mu, son zamanlarda magnezyum ve kalsiyum takviyeleri ile ilgili reklamlar çok artmış durumda. Eskiden ara sıra yaşlılara kemik erimesi için önlem amaçlı kalsiyum takviyesi önerildiğini duyardık ama magnezyum takviyesi reklamları son yıllarda kalsiyumu da geçmiş durumda. İlaç şirketleri her zaman olduğu gibi para kazanmaya çalışıyor, bu normal ama neden bu magnezyum işi birden bu kadar arttı? Benim bunun için bir tahminim var. Son yıllarda, özellikle lüks sitelerde yeni bir akım var; merkezi su yumuşatma sistemleri . Bu sistemleri satan firmalar müşterilerini öyle bir manipüle ediyor ki; " yumuşak su çamaşırınızı bulaşığınızı mükemmel yıkar, saçınız, cildiniz yumuşacık olur, belediyenin suyu zaten kalitesiz, sert su tesisat borularınızda hasar oluşturur ..." Maliyet konusuna çok fazla takılma adetleri olmayan, her şeyin en iyisi olsun isteyen lüks site yönetim ve sakinleri tereddütsüz bu sistemin kurulmasını istiyor. Oysa su yumuşatma ...

Hayatımızdaki PARAmetre Sayısı ve Mutluluğumuz

En mutlu oldukları zamanı sorduğumda insanların büyük çoğunluğu "çocukluk yıllarımdı" diyor. Peki neden?  Hatırlıyorum da çocukken kafaları meşgul eden iki şey vardı: oyun ve yemek; sonraları buna okul ve ödev eklendi. Zaman öyle yavaş akardı ki akşamken en fazla sabahı, sabahken de en fazla akşamı düşünürdük. Yani hayatı derinlemesine yaşama imkanımız vardı.  Peki sonra ne oldu? Hayatımızdaki konu (parametre) sayısı her geçen yıl ile birlikte hızlı bir şekilde arttı. Şu anda her yetişkinin kafasını meşgul eden en az yüz parametre vardır.  Parametre sayısı arttıkça hayatı derinlemesine değil yüzeysel olarak yaşamaya başladık, zira parametre sayısı arttı ancak zaman aynı miktarda kaldı, bir gün hâlâ 24 saat. Olaya matematiksel açıdan bakınca: huzur (veya mutluluk) = zaman / parametre sayısı diyebiliriz 😉. Şimdi bırakın saatleri günleri, bazen tarih atarken hangi yılda olduğumuzu bile karıştırmıyor muyuz? Evet, yaş ilerledikçe hayatımıza yeni PARAmetreler ...

Isıtma sistemi ne zaman çalıştırılmalı ...

Isıtma Sistemini Ne Zaman Çalıştırmalı? Isıtma konusunda toplumumuzda kafa karışıklığına neden olan bir konu da ısıtma sisteminin ne zaman devreye alınıp ne zaman kapatılacağıdır. Bu konu özellikle merkezi ısıtma sistemine sahip bina ve sitelerde yöneticileri çok yormaktadır. Kaloriferlerin ne zaman ve hangi şartlarda yakılacağı konusunda Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Valilik ve Belediyenin zaman zaman açıklamaları olur. Bu açıklamalarda geceleri hava sıcaklığının 15 derecen in altına inmesi durumunda kaloriferlerin yakılması gerektiği belirtilir. Oysa Meteoroloji Genel Müdürlüğü internet sitesinde yapılan yorum ve analizlerde, günlük ortalama sıcaklığın 15 derecenin üzerinde olması durumunda ısıtmanın gereksiz olduğu belirtilmektedir. İlk bakışta farkedilmese de bu iki yaklaşım arasında büyük fark vardır. Birisi anlık sıcaklıktan, diğeri ortalama sıcaklıktan bahsetmektedir. Bu konuda Meteoroloji Genel Müdürlüğünün yaklaşımı daha doğrudur. Yani ısıtma sisteminin devreye alınması...