Ana içeriğe atla

Magnezyum ve kalsiyum furyasının nedeni bu olabilir mi?

Sizin de dikkatinizi çekiyor mu, son zamanlarda magnezyum ve kalsiyum takviyeleri ile ilgili reklamlar çok artmış durumda.

Eskiden ara sıra yaşlılara kemik erimesi için önlem amaçlı kalsiyum takviyesi önerildiğini duyardık ama magnezyum takviyesi reklamları son yıllarda kalsiyumu da geçmiş durumda.
İlaç şirketleri her zaman olduğu gibi para kazanmaya çalışıyor, bu normal ama neden bu magnezyum işi birden bu kadar arttı?
Benim bunun için bir tahminim var.
Son yıllarda, özellikle lüks sitelerde yeni bir akım var; merkezi su yumuşatma sistemleri.
Bu sistemleri satan firmalar müşterilerini öyle bir manipüle ediyor ki; "yumuşak su çamaşırınızı bulaşığınızı mükemmel yıkar, saçınız, cildiniz yumuşacık olur, belediyenin suyu zaten kalitesiz, sert su tesisat borularınızda hasar oluşturur ..."
Maliyet konusuna çok fazla takılma adetleri olmayan, her şeyin en iyisi olsun isteyen lüks site yönetim ve sakinleri tereddütsüz bu sistemin kurulmasını istiyor.
Oysa su yumuşatma sistemleri su arıtma sistemleri değildir. Su yumuşatma sistemleri, kimyasal proseslerle su içindeki kalsiyum ve magnezyumu alır, onun yerine sodyum veya potasyum koyar. Kalsiyum ve magnezyum vücut için ne kadar gerekli ve yararlı ise sodyumun fazlası da o kadar zararlıdır.
Yani, daha iyisini elde edelim derken aslında daha kötüsünü alıyoruz, üstüne de hem sistemi kurarken hem de işletirken dünyanın parasını veriyoruz. Halbu ki şehir nüfusumuzun neredeyse yarısı şebeke suyunu doğrudan içmekte bir sakınca görmüyor.
Su yumuşatma sistemi ilave olarak tesisat sistemindeki boru ve diğer metal aksamı paslandırıyor, çürütüyor. Oysa şehir şebekesi suyunun en fazla yapacağı hasar borularda kireçlenmeye neden olmak. Onun da başka çözüm yolları var, mesela elektromanyetik kireç önleyiciler.
Sağlıkla kalın.
Aytekin FAKILI 

Yorumlar

  1. Belediyelerin arıtma sistemleri oldukça gelişmiştir. Belki içmek için (her ilde ve ilçede geçerli değil) uygun olmayabilir ama son derece sağlıklı su veriyorlar. Para tuzağından başka birşey değil. Vucuda gereğinden fazla kimyasal yüklemeye gerek yok. Katılıyorum

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Dünya bir yana bizim Meteoroloji bir yana!

Çoğu insan dikkat etmez, hatta meteoroloji haberleri verenler bile takılmaz bu konuya ama hava sıcaklıklarının veriliş sırası çok önemlidir. Bazı siteler, hatta dünyadaki neredeyse tüm siteler önce gündüz sonra gece sıcaklığını verir; ama bizim Meteoroloji bunun tam tersini yapar! Ama neden? 2009 yılında işim gereği yine Meteorolojinin sayfalarını incelerken bir şey dikkatimi çekti; web sitesinin bir sayfasında önce gündüz sonra gece sıcaklığını verirken bir başka sayfasında tam tersini veriyordu, önce gece sonra gündüz sıcaklıkları. Bu durumun yanlışlığını Meteorolojinin bilgi edinme sayfasından iletişime geçerek yetkililerin dikkatine sundum. Gelen cevap ile şok oldum: "sıralamanın önemi yok, zaten anlaşılıyor ne anlatılmak istendiği". Bu cevap beni çok rahatsız etti ve bu defa daha hızlı cevap alabilmek için bilgi edinme sistemi üzerinden bana dönüş yapan Genel Müdür Yardımcısına doğrudan mail attım ve dedim ki: "Eğer meteoroloji bir bilim ise ki öyle, sayıların sıral...

Hayatımızdaki parametre Sayısı ve Mutluluğumuz

En mutlu oldukları zamanı sorduğumda insanların büyük çoğunluğu "çocukluk yıllarımdı" diyor. Peki neden?  Hatırlıyorum da çocukken kafaları meşgul eden iki şey vardı: oyun ve yemek; sonraları buna okul ve ödev eklendi. Zaman öyle yavaş akardı ki akşamken en fazla sabahı, sabahken de en fazla akşamı düşünürdük. Yani hayatı derinlemesine yaşama imkanımız vardı.  Peki sonra ne oldu? Hayatımızdaki konu (parametre) sayısı her geçen yıl ile birlikte hızlı bir şekilde arttı. Şu anda her yetişkinin kafasını meşgul eden en az yüz parametre vardır.  Parametre sayısı arttıkça hayatı derinlemesine değil yüzeysel olarak yaşamaya başladık, zira parametre sayısı arttı ancak zaman aynı miktarda kaldı, bir gün hâlâ 24 saat. Olaya matematiksel açıdan bakınca: huzur (veya mutluluk) = zaman / parametre sayısı diyebiliriz 😉. Şimdi bırakın saatleri günleri, bazen tarih atarken hangi yılda olduğumuzu bile karıştırmıyor muyuz? Evet, yaş ilerledikçe hayatımıza yeni PARAmetreler ...

"İnsan düşünen bir hayvandır"dan, "insan hisseden bir yapay zekâdır"a

  İnsanı hayvanlardan ayıran en önemli özellik olarak "düşünmek" vurgulanır, "insan düşünen bir hayvandır" denir, insanın bu yönüyle hayvanlardan üstün olduğu söylenirdi. Peki şimdi yapay zekâ denilen şey de düşünüyor ve hatta insanların pek çoğundan kat kat iyi düşünüyor ve kat kat fazla şey biliyor; bu durumda bizim hayvanlardan üstün olduğumuz gibi yapay zekanın da insanlardan üstün olduğunu mu söyleyeceğiz?! Yapay zekâ sonrası insanla ilgili pek çok tanımın değişeceği, değişmesi gerektiği anlaşılıyor. Çoğu canlı fizyolojik olarak, çoğu yapay zekâ da düşünebilme ve bilgi sahibi olabilme açısından insanlardan üstün olduğuna göre; "İnsanı diğer varlıklardan ayıran en önemli özelliği duyguları" değil midir? Bence öyledir. Aslında duygu(his) insanların da kendi içinde sınıflandırılmaları için çok önemli bir kriter olmalıdır, zira hayvan gibi fizyolojiye ve yapay zekâ gibi düşünme yeteneğine sahip olduğu halde duyguları olmayan ya da duygu düzeyi çok düş...