İletişim/haberleşme için ilk şart frekans uyumudur. Cihazlar için de, insanlar için de. Frekanslar uyuşmaz ise iletişim sağlanamaz veya bozuk olur.
Bir radyo kanalı dar bir frekans aralığından yayın yapar ve biz radyomuzu o frekans aralığına ayarlayınca o radyo kanalını dinleyebiliriz.İnsanlar da böyledir. Kimi bir radyo kanalı gibi sadece dar bir frekans aralığından konuşur ve duyar; kimi de bir radyo gibi geniş bir frekans aralığına sahiptir, her frekansta konuşmak veya duymak için kendini ayarlayabilir.
Radyo kanalı gibi olan insanlara tekdüze, radyo gibi olan insanlara da renkli insanlar deriz.
Bazan radyomuzda hep aynı kanalı dinleriz ve o kanalı daha iyi çeksin diye radyomuzun yönünü, konumunu ona göre ayarlarız; tabii bu durumda diğer kanalları dinlemek istediğimizde radyomuzun onları iyi çekmediğine şahit oluruz. Tıpkı bunun gibi bazan tekdüze insanlarla iletişimde olmak, onlarla daha iyi anlaşabilmek için kendimizi onlara göre ayarlamak zorunda kalırız; kelimelerimizi, cümlelerimizi, esprilerimizi karşımızdakinin anlayabileceği seviyede tutmak durumunda kalırız. Böyle olunca da farklı insanlarla iletişimimiz zayıflar, hatta kopar.
Alıcı/vericilerimizin ayarlarının bozulmaması için, geniş frekanslı, renkli insanlar ile iletişim içinde olmak yararlıdır.
Diğer yandan, frekans aralığını ne kadar genişletmek isterse istesin, her insanın bir de doğal frekansı vardır, doğuştan gelen. Çevresi ile iletişimi ne zaman belli bir müddet bıraksa, yavaş yavaş kendi doğal frekansına, fıtratına, özüne geri döner.
Aytekin FAKILI
Yorumlar
Yorum Gönder