Ana içeriğe atla

Renkli insanlar

İletişim/haberleşme için ilk şart frekans uyumudur. Cihazlar için de, insanlar için de. Frekanslar uyuşmaz ise iletişim sağlanamaz veya bozuk olur.

Bir radyo kanalı dar bir frekans aralığından yayın yapar ve biz radyomuzu o frekans aralığına ayarlayınca o radyo kanalını dinleyebiliriz.
İnsanlar da böyledir. Kimi bir radyo kanalı gibi sadece dar bir frekans aralığından konuşur ve duyar; kimi de bir radyo gibi geniş bir frekans aralığına sahiptir, her frekansta konuşmak veya duymak için kendini ayarlayabilir.

Radyo kanalı gibi olan insanlara tekdüze, radyo gibi olan insanlara da renkli insanlar deriz.

Bazan radyomuzda hep aynı kanalı dinleriz ve o kanalı daha iyi çeksin diye radyomuzun yönünü, konumunu ona göre ayarlarız; tabii bu durumda diğer kanalları dinlemek istediğimizde radyomuzun onları iyi çekmediğine şahit oluruz. Tıpkı bunun gibi  bazan tekdüze insanlarla iletişimde olmak, onlarla daha iyi anlaşabilmek için kendimizi onlara göre ayarlamak zorunda kalırız; kelimelerimizi, cümlelerimizi, esprilerimizi karşımızdakinin anlayabileceği seviyede tutmak durumunda kalırız. Böyle olunca da farklı insanlarla iletişimimiz zayıflar, hatta kopar.

Alıcı/vericilerimizin ayarlarının bozulmaması için, geniş frekanslı, renkli insanlar ile iletişim içinde olmak yararlıdır.

Diğer yandan, frekans aralığını ne kadar genişletmek isterse istesin, her insanın bir de doğal frekansı vardır, doğuştan gelen. Çevresi ile iletişimi ne zaman belli bir müddet bıraksa, yavaş yavaş kendi doğal frekansına, fıtratına, özüne geri döner. 

Aytekin FAKILI 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Magnezyum ve kalsiyum furyasının nedeni bu olabilir mi?

Sizin de dikkatinizi çekiyor mu, son zamanlarda magnezyum ve kalsiyum takviyeleri ile ilgili reklamlar çok artmış durumda. Eskiden ara sıra yaşlılara kemik erimesi için önlem amaçlı kalsiyum takviyesi önerildiğini duyardık ama magnezyum takviyesi reklamları son yıllarda kalsiyumu da geçmiş durumda. İlaç şirketleri her zaman olduğu gibi para kazanmaya çalışıyor, bu normal ama neden bu magnezyum işi birden bu kadar arttı? Benim bunun için bir tahminim var. Son yıllarda, özellikle lüks sitelerde yeni bir akım var; merkezi su yumuşatma sistemleri . Bu sistemleri satan firmalar müşterilerini öyle bir manipüle ediyor ki; " yumuşak su çamaşırınızı bulaşığınızı mükemmel yıkar, saçınız, cildiniz yumuşacık olur, belediyenin suyu zaten kalitesiz, sert su tesisat borularınızda hasar oluşturur ..." Maliyet konusuna çok fazla takılma adetleri olmayan, her şeyin en iyisi olsun isteyen lüks site yönetim ve sakinleri tereddütsüz bu sistemin kurulmasını istiyor. Oysa su yumuşatma ...

Hayatımızdaki PARAmetre Sayısı ve Mutluluğumuz

En mutlu oldukları zamanı sorduğumda insanların büyük çoğunluğu "çocukluk yıllarımdı" diyor. Peki neden?  Hatırlıyorum da çocukken kafaları meşgul eden iki şey vardı: oyun ve yemek; sonraları buna okul ve ödev eklendi. Zaman öyle yavaş akardı ki akşamken en fazla sabahı, sabahken de en fazla akşamı düşünürdük. Yani hayatı derinlemesine yaşama imkanımız vardı.  Peki sonra ne oldu? Hayatımızdaki konu (parametre) sayısı her geçen yıl ile birlikte hızlı bir şekilde arttı. Şu anda her yetişkinin kafasını meşgul eden en az yüz parametre vardır.  Parametre sayısı arttıkça hayatı derinlemesine değil yüzeysel olarak yaşamaya başladık, zira parametre sayısı arttı ancak zaman aynı miktarda kaldı, bir gün hâlâ 24 saat. Olaya matematiksel açıdan bakınca: huzur (veya mutluluk) = zaman / parametre sayısı diyebiliriz 😉. Şimdi bırakın saatleri günleri, bazen tarih atarken hangi yılda olduğumuzu bile karıştırmıyor muyuz? Evet, yaş ilerledikçe hayatımıza yeni PARAmetreler ...

Isıtma sistemi ne zaman çalıştırılmalı ...

Isıtma Sistemini Ne Zaman Çalıştırmalı? Isıtma konusunda toplumumuzda kafa karışıklığına neden olan bir konu da ısıtma sisteminin ne zaman devreye alınıp ne zaman kapatılacağıdır. Bu konu özellikle merkezi ısıtma sistemine sahip bina ve sitelerde yöneticileri çok yormaktadır. Kaloriferlerin ne zaman ve hangi şartlarda yakılacağı konusunda Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Valilik ve Belediyenin zaman zaman açıklamaları olur. Bu açıklamalarda geceleri hava sıcaklığının 15 derecen in altına inmesi durumunda kaloriferlerin yakılması gerektiği belirtilir. Oysa Meteoroloji Genel Müdürlüğü internet sitesinde yapılan yorum ve analizlerde, günlük ortalama sıcaklığın 15 derecenin üzerinde olması durumunda ısıtmanın gereksiz olduğu belirtilmektedir. İlk bakışta farkedilmese de bu iki yaklaşım arasında büyük fark vardır. Birisi anlık sıcaklıktan, diğeri ortalama sıcaklıktan bahsetmektedir. Bu konuda Meteoroloji Genel Müdürlüğünün yaklaşımı daha doğrudur. Yani ısıtma sisteminin devreye alınması...