Ana içeriğe atla

Kuantum eşittir mucize!

Kuantum Dolanıklık İlkesi Nedir?

Kimi insanlar hayatlarında bazı mucizelere şahit olur, hatta mucizenin içinde yer alırlar; buna karşın kimileri ise ne şahit olur, ne yaşar ve ne de mucizelere inanırlar.
Peki bilim mucizeye inanır mı? 
Bilim mucize ile karşılaşırsa ne yapar?
Bir şeye bilimsel denebilmesi için deneylenebilir, gözlemlenebilir olması gerektiği söylenir.
Şimdi size bir mucize anlatacağım, siz karar verin:
Elimde iki adet kalem var. Kalemlerden birini arkadaşım Japonya'ya götürüyor, diğeri bende.
Arkadaşıma telefon ediyorum ve kalemi izlemesini istiyorum. Ben elimdeki kalemi baş aşağı çeviriyorum ve Japonya'daki kalem de baş aşağı çevriliyor kendiliğinden. İki kalem arasında hiç bir bağlantı yok.
Bu mucize midir? Evet. 
Şimdi sıkı durun; bu olay gerçekten oluyor ve bilim insanları bunun sürekli deneyini yapıyor, gözlemliyor ancak nedenini bulamıyorlar. Tek fark onlar bunu kalemlerle değil elektron veya foton gibi atom altı parçacıklarla yapıyorlar, bunu 100 yıldır yapıyorlar ve hala çözemiyorlar. Albert Einstein'ın bile aklı almamış bu işi. 
Aynı kaynakta üretilen iki elektron veya iki fotona birbirine dolanık deniyor (Kuantum dolanıklığı veya quantum entanglement yazıp youtube'da aratın ve izleyin). Bunları nereye götürürseniz götürün, aralarında bir bağ olmamasına rağmen birbiriyle haberleşmekteler. Birinin yönünü değiştirdiğinizde diğerinin yönü de aynı anda değişmekte. Aralarındaki haberleşme ışık hızından da hızlı.  Bilim insanları bunun nedenini açıklayamıyor olsalar da bunu teknolojiye adapte etmeye başladılar. Belki bizim bilmediğimiz bir çok alanda bunu kullanmışlardır ancak açıklanan sadece kuantum bilgisayarlarında kullandıkları.
Kuantum fiziği daha başka mucizelerle de dolu, onları da başka yazılarımda yazarım.

Yorumlar

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Magnezyum ve kalsiyum furyasının nedeni bu olabilir mi?

Sizin de dikkatinizi çekiyor mu, son zamanlarda magnezyum ve kalsiyum takviyeleri ile ilgili reklamlar çok artmış durumda. Eskiden ara sıra yaşlılara kemik erimesi için önlem amaçlı kalsiyum takviyesi önerildiğini duyardık ama magnezyum takviyesi reklamları son yıllarda kalsiyumu da geçmiş durumda. İlaç şirketleri her zaman olduğu gibi para kazanmaya çalışıyor, bu normal ama neden bu magnezyum işi birden bu kadar arttı? Benim bunun için bir tahminim var. Son yıllarda, özellikle lüks sitelerde yeni bir akım var; merkezi su yumuşatma sistemleri . Bu sistemleri satan firmalar müşterilerini öyle bir manipüle ediyor ki; " yumuşak su çamaşırınızı bulaşığınızı mükemmel yıkar, saçınız, cildiniz yumuşacık olur, belediyenin suyu zaten kalitesiz, sert su tesisat borularınızda hasar oluşturur ..." Maliyet konusuna çok fazla takılma adetleri olmayan, her şeyin en iyisi olsun isteyen lüks site yönetim ve sakinleri tereddütsüz bu sistemin kurulmasını istiyor. Oysa su yumuşatma ...

Hayatımızdaki PARAmetre Sayısı ve Mutluluğumuz

En mutlu oldukları zamanı sorduğumda insanların büyük çoğunluğu "çocukluk yıllarımdı" diyor. Peki neden?  Hatırlıyorum da çocukken kafaları meşgul eden iki şey vardı: oyun ve yemek; sonraları buna okul ve ödev eklendi. Zaman öyle yavaş akardı ki akşamken en fazla sabahı, sabahken de en fazla akşamı düşünürdük. Yani hayatı derinlemesine yaşama imkanımız vardı.  Peki sonra ne oldu? Hayatımızdaki konu (parametre) sayısı her geçen yıl ile birlikte hızlı bir şekilde arttı. Şu anda her yetişkinin kafasını meşgul eden en az yüz parametre vardır.  Parametre sayısı arttıkça hayatı derinlemesine değil yüzeysel olarak yaşamaya başladık, zira parametre sayısı arttı ancak zaman aynı miktarda kaldı, bir gün hâlâ 24 saat. Olaya matematiksel açıdan bakınca: huzur (veya mutluluk) = zaman / parametre sayısı diyebiliriz 😉. Şimdi bırakın saatleri günleri, bazen tarih atarken hangi yılda olduğumuzu bile karıştırmıyor muyuz? Evet, yaş ilerledikçe hayatımıza yeni PARAmetreler ...

Isıtma sistemi ne zaman çalıştırılmalı ...

Isıtma Sistemini Ne Zaman Çalıştırmalı? Isıtma konusunda toplumumuzda kafa karışıklığına neden olan bir konu da ısıtma sisteminin ne zaman devreye alınıp ne zaman kapatılacağıdır. Bu konu özellikle merkezi ısıtma sistemine sahip bina ve sitelerde yöneticileri çok yormaktadır. Kaloriferlerin ne zaman ve hangi şartlarda yakılacağı konusunda Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Valilik ve Belediyenin zaman zaman açıklamaları olur. Bu açıklamalarda geceleri hava sıcaklığının 15 derecen in altına inmesi durumunda kaloriferlerin yakılması gerektiği belirtilir. Oysa Meteoroloji Genel Müdürlüğü internet sitesinde yapılan yorum ve analizlerde, günlük ortalama sıcaklığın 15 derecenin üzerinde olması durumunda ısıtmanın gereksiz olduğu belirtilmektedir. İlk bakışta farkedilmese de bu iki yaklaşım arasında büyük fark vardır. Birisi anlık sıcaklıktan, diğeri ortalama sıcaklıktan bahsetmektedir. Bu konuda Meteoroloji Genel Müdürlüğünün yaklaşımı daha doğrudur. Yani ısıtma sisteminin devreye alınması...