Söz meclisten dışarı!
Bir gerçek hayatları vardır insanların yaşadıkları, bir de toplumdaki konumları, unvanları, makamları gereği oynamak durumunda oldukları rolleri.
Kimisi bu dengeyi iyi kurar, kimileri de hayatlarını gerçek olarak yaşamayı bırakıp, konumları gereği oynadıkları role kaptırır kendini.
Toplumdaki herkes kimin gerçek kimin rol yaparak yaşadığını çok net görür aslında ama bu görenlerin de çoğu hatır gönül vb. uğruna kenardan sessizce izlemek durumunda kalır, yani bir nevi oynanan tiyatroya katılır.
Hayatın kendisi zaten bir tiyatro iken, bunun farkındalığı ile gerçekte, gerçeklerle yaşamak varken, tiyatro içinde tiyatroya ne gerek var ki, değil mi?
Ali Şeriati diyor ki (İranlı düşünür):
''Düşünceleri, yargıları ve şuurları sosyal konumlarının esiri olan birçok kimse vardır. Bunlar, en aşağılık insanlardır. Bunlar, en yararsız ve en berbat varlıklardır. Bunlar, gerçeği anlayabilirler; ama gururlarına dokunduğu için bunu karşılaştırma, açıklama ve duyurma cesaretleri yoktur.''
Çok sert! Kızmış besbelli 🙂.
Aytekin FAKILI
Yorumlar
Yorum Gönder