Evin bahçesine bu yıl hanımın ısrarı ile çim ektim. Emeklisin, boş durma boşa
çalış demek istedi herhalde.
Sonuç: Her gün sula. Büyüt. Haftada bir biç. Sula. Büyüt. Yine biç. Bir de komşulardan gördüğüm kadarıyla her yıl gübrelemek gerekiyor. Bu iş bana hiç mantıklı gelmedi. Taşıma su ile değirmen döndürmek gibi bir şey. Görüntüsü güzel ama dünyada onca insan çamurlu su içerken,tertemiz içme suyunu çim seyretme zevki için harcamak ne kadar doğru çözemedim.
Hele belediyelerin, kurumların ve büyük sitelerin bu işi çok daha büyük
alanlarda yapıyor olduğunu düşününce içim sızladı. Bunca emek ve su ile ne
ormanlar yeşertilebilirdi. Çim bizim iklime, özellikle Ankara iklimine uygun
değil.
Burdan yetkililere sesleniyorum (🙃), Sayın Cumhurbaşkanım, Sayın Mansur
Yavaş, bu iş yasaklanmalı; bu israfa bir son verilmeli! En azından bilimsel bir
komisyon kurulup, hangi bölgelerimiz, hangi illerimiz bu işe uygun karar
verilmeli. Onca emeğe, onca temiz suya yazık, günah, israf.
Sizin de dikkatinizi çekiyor mu, son zamanlarda magnezyum ve kalsiyum takviyeleri ile ilgili reklamlar çok artmış durumda. Eskiden ara sıra yaşlılara kemik erimesi için önlem amaçlı kalsiyum takviyesi önerildiğini duyardık ama magnezyum takviyesi reklamları son yıllarda kalsiyumu da geçmiş durumda. İlaç şirketleri her zaman olduğu gibi para kazanmaya çalışıyor, bu normal ama neden bu magnezyum işi birden bu kadar arttı? Benim bunun için bir tahminim var. Son yıllarda, özellikle lüks sitelerde yeni bir akım var; merkezi su yumuşatma sistemleri . Bu sistemleri satan firmalar müşterilerini öyle bir manipüle ediyor ki; " yumuşak su çamaşırınızı bulaşığınızı mükemmel yıkar, saçınız, cildiniz yumuşacık olur, belediyenin suyu zaten kalitesiz, sert su tesisat borularınızda hasar oluşturur ..." Maliyet konusuna çok fazla takılma adetleri olmayan, her şeyin en iyisi olsun isteyen lüks site yönetim ve sakinleri tereddütsüz bu sistemin kurulmasını istiyor. Oysa su yumuşatma ...
Yorumlar
Yorum Gönder