Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Haziran, 2020 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Kuantumun bilinci

Peşinen söyleyeyim, niyetim bilimi veya bilim insanlarını küçümsemek değil, onlara sitem etmektir; o da bu bilgileri toplumda çok az paylaştıkları için. Yüz yıldır bilinen, ancak bilim insanlarının lafını bile etmeye çekindikleri mevzular bunlar; neden çekiniyorlar, çünkü akılları almıyor bu işi. Akıl alacak gibi de değil. Olay aslında atom altı parçacık seviyesinde geçiyor ama iyi anlaşılsın diye ben futbol topu gibi anlatacağım. Duvarda iki tane delik var ve bir futbol topu ile şut atıyorsunuz. Gözünüz açık şekilde, topun nereye gittiğine bakarak vurursanız top deliklerden birinden geçip gidiyor. Ama gözünüzü kapatıp vurursanız, top aynı anda iki delikten birden geçiyor ve hatta duvarın arkasında top kendisiyle çarpışıyor. Bunu akıl alır mı, almaz tabii; ama elektron, foton gibi atom altı parçacıklarla yüz yıldır bunu deniyorlar, bi daha bi daha deniyorlar ve sonuç hep aynı. Bu olay gerçek. Gözlem için ölçü aleti koyduklarında parçacık tek delikten geçiyor, ölçü aleti koymadıklarında...

Sanatçı mı, şarkıcı mı?

Bence sanatın en basit tanımı: "sanat duygu aktarımıdır". TRT Müzik kanalını izliyorum. Gaziantep yolunda öldürdün beni gelin .... diye devam ediyor türkü. Türkü güzel, türkücü de güzel ama, bir, hatta iki acayiplik var:  1- Türküyü söyleyen bir kadın. Sanki bir kadın başka bir kadına türkü yakmış gibi.  2- Öldürdün beni derken türkücünün ağzı kulaklarında, acıklı bir türkü ama türkücü sırıtarak söylüyor. Bu tip acayiplikler sadece bizim sanatçılarımıza özgü, yabancılarda hiç rastlamıyorum bu garipliklere. En hüzünlü şarkıyı bile oyun havası tadında söyleyen, hatta seyircilere alkışla tempo tutturanlara bile rastlıyoruz. Şarkı ve türküyü sadece ses ve yüz güzelliğine indirgeyince oluyor bunlar. Duygu aktarımı yok. Öyle olunca da buna sanat demek doğru olmuyor. Allah'tan hakkını vererek okuyan gerçek sanatçılarımız çoğunlukta.

Kuantum eşittir mucize!

Kimi insanlar hayatlarında bazı mucizelere şahit olur, hatta mucizenin içinde yer alırlar; buna karşın kimileri ise ne şahit olur, ne yaşar ve ne de mucizelere inanırlar. Peki bilim mucizeye inanır mı?  Bilim mucize ile karşılaşırsa ne yapar? Bir şeye bilimsel denebilmesi için deneylenebilir, gözlemlenebilir olması gerektiği söylenir. Şimdi size bir mucize anlatacağım, siz karar verin: Elimde iki adet kalem var. Kalemlerden birini arkadaşım Japonya'ya götürüyor, diğeri bende. Arkadaşıma telefon ediyorum ve kalemi izlemesini istiyorum. Ben elimdeki kalemi baş aşağı çeviriyorum ve Japonya'daki kalem de baş aşağı çevriliyor kendiliğinden. İki kalem arasında hiç bir bağlantı yok. Bu mucize midir? Evet.  Şimdi sıkı durun; bu olay gerçekten oluyor ve bilim insanları bunun sürekli deneyini yapıyor, gözlemliyor ancak nedenini bulamıyorlar. Tek fark onlar bunu kalemlerle değil elektron veya foton gibi atom altı parçacıklarla yapıyorlar, bunu 100 yıldır yapıyorlar ve hala çözemiyorlar. ...