Ana içeriğe atla

Kışlık lastiklere rağmen mi kayıyorsun ...


Kışlık lastiklerim var yine de kayıyorum diyorsanız, okuyun.
Geçenlerde kışlık lastik satın aldım. Her zamanki gibi montaj yapan ustaya kaç hava basıyorsun diye sordum; "34" dedi ki doğru basınç da buydu.
Yine her lastikçi sonrası yaptığım gibi akşam yakınlardaki benzinliğe gidip kontrol ettim. Sonuç: basınç 30 psi.
Kalibrasyon sorunu ihtimaline karşı yakındaki diğer benzinliğe gittim, orda da 30 psi ölçtüm ve tekrar 34 psi olacak şekilde hava bastım.
Usta 34 yapmıştı bu fark neden oldu?
Lastik basıncı her 6 derecede yaklaşık 1 psi değişir.
Usta benim lastikleri içerde taktı, taktığı ortam sıcaklığı 20 derece civarındaydı. Akşam ölçüm yaptığımda hava sıcaklığı dışarda -2 derece civarındaydı. Aradaki fark 22 derece, yaklaşık 3,5 psi yapar ki bu basıncın neden farklı olduğu durumunu açıklar.
Lastik basınç ayarınızı hava ve lastikler soğukken yapın. Lastikleriniz ile yol yaptıysanız içindeki hava ısınmıştır, bu durumda ayar yapılmaz, bekleyin soğusun öyle yapın. Eğer beklemeye zamanınız yoksa hava basarken lastiklerin sıcak olduğunu bilerek bir kaç psi fazla basın, vaktiniz olduğunda da soğuk lastik havalarını olması gereken değere getirin.
Araba ne olursa olsun, basınç, lastiğin marka/modeline, yük ve hız durumuna göre değişir. Araçtaki lastik basınç etiketi de bunu gösterir. Etiketin sadece en üst satırına bakıp onu uygulamak çok büyük bir yanlıştır.
Lastik basıncı biraz yüksek olursa en fazla konforumuza etki eder; ama basınç düşük olursa, lastikler çok hızlı aşınır, sürüş esnasında aşırı ısınıp yarılabilir, sürüş dinamiklerini bozar virajlarda savrulmaya, ani frenlerde ve yüksek hızlarda dengesizliğe yol açar. 
Sonuç olarak, kışlık lastiklerin kaymasının nedeni çoğunlukla lastik basıncının düşük olmasıdır; yüksek olması değil.
Kazasız günler diliyorum.
Aytekin FAKILI 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Magnezyum ve kalsiyum furyasının nedeni bu olabilir mi?

Sizin de dikkatinizi çekiyor mu, son zamanlarda magnezyum ve kalsiyum takviyeleri ile ilgili reklamlar çok artmış durumda. Eskiden ara sıra yaşlılara kemik erimesi için önlem amaçlı kalsiyum takviyesi önerildiğini duyardık ama magnezyum takviyesi reklamları son yıllarda kalsiyumu da geçmiş durumda. İlaç şirketleri her zaman olduğu gibi para kazanmaya çalışıyor, bu normal ama neden bu magnezyum işi birden bu kadar arttı? Benim bunun için bir tahminim var. Son yıllarda, özellikle lüks sitelerde yeni bir akım var; merkezi su yumuşatma sistemleri . Bu sistemleri satan firmalar müşterilerini öyle bir manipüle ediyor ki; " yumuşak su çamaşırınızı bulaşığınızı mükemmel yıkar, saçınız, cildiniz yumuşacık olur, belediyenin suyu zaten kalitesiz, sert su tesisat borularınızda hasar oluşturur ..." Maliyet konusuna çok fazla takılma adetleri olmayan, her şeyin en iyisi olsun isteyen lüks site yönetim ve sakinleri tereddütsüz bu sistemin kurulmasını istiyor. Oysa su yumuşatma ...

Hayatımızdaki PARAmetre Sayısı ve Mutluluğumuz

En mutlu oldukları zamanı sorduğumda insanların büyük çoğunluğu "çocukluk yıllarımdı" diyor. Peki neden?  Hatırlıyorum da çocukken kafaları meşgul eden iki şey vardı: oyun ve yemek; sonraları buna okul ve ödev eklendi. Zaman öyle yavaş akardı ki akşamken en fazla sabahı, sabahken de en fazla akşamı düşünürdük. Yani hayatı derinlemesine yaşama imkanımız vardı.  Peki sonra ne oldu? Hayatımızdaki konu (parametre) sayısı her geçen yıl ile birlikte hızlı bir şekilde arttı. Şu anda her yetişkinin kafasını meşgul eden en az yüz parametre vardır.  Parametre sayısı arttıkça hayatı derinlemesine değil yüzeysel olarak yaşamaya başladık, zira parametre sayısı arttı ancak zaman aynı miktarda kaldı, bir gün hâlâ 24 saat. Olaya matematiksel açıdan bakınca: huzur (veya mutluluk) = zaman / parametre sayısı diyebiliriz 😉. Şimdi bırakın saatleri günleri, bazen tarih atarken hangi yılda olduğumuzu bile karıştırmıyor muyuz? Evet, yaş ilerledikçe hayatımıza yeni PARAmetreler ...

Isıtma sistemi ne zaman çalıştırılmalı ...

Isıtma Sistemini Ne Zaman Çalıştırmalı? Isıtma konusunda toplumumuzda kafa karışıklığına neden olan bir konu da ısıtma sisteminin ne zaman devreye alınıp ne zaman kapatılacağıdır. Bu konu özellikle merkezi ısıtma sistemine sahip bina ve sitelerde yöneticileri çok yormaktadır. Kaloriferlerin ne zaman ve hangi şartlarda yakılacağı konusunda Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Valilik ve Belediyenin zaman zaman açıklamaları olur. Bu açıklamalarda geceleri hava sıcaklığının 15 derecen in altına inmesi durumunda kaloriferlerin yakılması gerektiği belirtilir. Oysa Meteoroloji Genel Müdürlüğü internet sitesinde yapılan yorum ve analizlerde, günlük ortalama sıcaklığın 15 derecenin üzerinde olması durumunda ısıtmanın gereksiz olduğu belirtilmektedir. İlk bakışta farkedilmese de bu iki yaklaşım arasında büyük fark vardır. Birisi anlık sıcaklıktan, diğeri ortalama sıcaklıktan bahsetmektedir. Bu konuda Meteoroloji Genel Müdürlüğünün yaklaşımı daha doğrudur. Yani ısıtma sisteminin devreye alınması...