İnsan bazen kendini otomatiğe bağlar ve fazlaca düşünmeden, düşünemeden, hissedemeden, farkında olmaksızın yaşar gider. İç huzuru adına, bir an durup, düşünüp yaptıklarını, yaşadıklarını irdelemek, özümsemek, hissetmek, onaylamak ister; ancak kısa sürede bilinçsizce, otomatikman o kadar çok şey yapmıştır ki bunları değerlendirmek için zamana ihtiyaç duyar. Bu nedenle her ne yapıyorsa, yaptığının iyi mi kötü mü olduğundan da emin olamadığı için, her ne şart altında olursa olsun hemen durur. Kafasının karıştığını, ruhunun geride kaldığını hisseder ve "biraz yavaşlamalıyım" der. Ruhu, farkındalığı gerilerde bir yerlerde kalmıştır. (Kızılderililerin ruhumuz geride kaldı hikayesini yazının en altında verdim.) Ruhumuzu geride bırakıp, kafa karışıklığı ve huzursuzluk yaşamak istemiyorsak hayatımızı farkındalıkla yaşamalıyız. Beden robotumuzun otomatik davranışları tam yaşamak sayılamaz. Düşünerek, bilerek, hissederek, farkında olarak, yerine göre tadını çıkararak yaşarsak ruhumu...
Kafama estikçe yazdıklarım ... Her hakkı saklıdır, izinsiz alıntı yapılamaz, izinsiz kullanılamaz. Aytekin FAKILI aytekinfakili@gmail.com