Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Aralık, 2025 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

"İnsan düşünen bir hayvandır"dan, "insan hisseden bir yapay zekâdır"a

  İnsanı hayvanlardan ayıran en önemli özellik olarak "düşünmek" vurgulanır, "insan düşünen bir hayvandır" denir, insanın bu yönüyle hayvanlardan üstün olduğu söylenirdi. Peki şimdi yapay zekâ denilen şey de düşünüyor ve hatta insanların pek çoğundan kat kat iyi düşünüyor ve kat kat fazla şey biliyor; bu durumda bizim hayvanlardan üstün olduğumuz gibi yapay zekanın da insanlardan üstün olduğunu mu söyleyeceğiz?! Yapay zekâ sonrası insanla ilgili pek çok tanımın değişeceği, değişmesi gerektiği anlaşılıyor. Çoğu canlı fizyolojik olarak, çoğu yapay zekâ da düşünebilme ve bilgi sahibi olabilme açısından insanlardan üstün olduğuna göre; "İnsanı diğer varlıklardan ayıran en önemli özelliği duyguları" değil midir? Bence öyledir. Aslında duygu(his) insanların da kendi içinde sınıflandırılmaları için çok önemli bir kriter olmalıdır, zira hayvan gibi fizyolojiye ve yapay zekâ gibi düşünme yeteneğine sahip olduğu halde duyguları olmayan ya da duygu düzeyi çok düş...

Diksiyon denilen saçmalık!

Türkçemiz yazıldığı gibi okunan ve bu yönüyle de batılılarca gıpta edilen bir dil. Örneğin İngilizce, Almanca ve Fransızca yazıldığı gibi okunmadığı için lise çağlarında bile çocuklar kendi dillerinin bir çok kelimesini okuyup yazmakta zorlanıyor. Batılılar sanki bu durumu kıskanmış, bizim dilimizi bozup kendi dilleri durumuna getirmek için içimizden birilerinin aklını çelip diksiyon denilen kursları icat etmişler. Ben bu yaşıma kadar Türkçenin hep yazıldığı gibi okunduğunu bilirdim meğer yanlış biliyormuşum!  Bunu kızımı diksiyon kursuna gönderince öğrendim. Kızım kursta öğrendiklerini evde dile getirince şok oldum. Diksiyon kurslarında Türkçenin bir çok kelimesinin yazılış ve okunuşları farklı olarak öğretiliyor. Tabii onlar bu işi Devlet onaylı kurslarda yaptıkları için de bu öğrettikleri kesin bilgi kabul ediliyor. Milli Eğitim Bakanlığımız, Türk Dil Kurumumuz neredesiniz? Türkçe açık açık tahrif ediliyor, buna izin vermeyin ne olur.  Bozulma bir başlarsa geri dönüşü mümkü...

Her an'ımız kaydediliyor!

Günlük hayatta çektiğimiz fotoğraflar ve videolar telefonumuza kaydediliyor. Ancak telefonumuzun hafızası kısıtlı olduğu için bunları genellikle kişisel bulut sistemlerine ya da büyük şirketlerin bulut hizmetlerine aktarıyoruz ki ileride lazım olduğunda açıp bakabilelim. Peki ya sadece fotoğraflar ve videolar değil de hayatımızın her anı, her saniyesi, hatta her salisesi kaydedilseydi? Bu mümkün olmazdı; çünkü ne telefonların ne de bulut sistemlerinin hafızası buna yeterdi. Oysa insanlara “Hayatınızın her şeyi anbean kaydediliyor ve öbür tarafta karşınıza çıkacak” denildiğinde çoğu kişi “Böyle bir şey imkânsız” derdi. Günümüz teknolojisi ise bunun hiç de imkânsız olmadığını, aksine son derece basit bir iş olduğunu ortaya koydu. Kaldı ki bizim teknolojimizle Yaratıcı’nın teknolojisi kıyas bile edilemez. Yani aslında her anımız, her saniyemiz kaydediliyor. Bizler farkında olmadan beynimize “hafıza kartı” gibi depoluyoruz ama aynı zamanda Yaratıcı’nın sisteminde de zerre kadar kay...